Bir Gözlük Meselesi: Kemikli mi Metal mi?
Forumdaşlar selam,
Bugün sizlerle küçük gibi görünen ama aslında insanın kendisiyle yüzleşmesine kadar giden bir hikâye paylaşmak istiyorum. Hani bazen bir vitrin önünde durup camdaki yansımanıza bakarsınız ya… İşte o anlardan birinde başladı her şey. Eski gözlüğüm burnumdan kaymış, camları çizilmiş, beni artık taşımıyordu. Ben de onu. İçeri girdim, raflara baktım ve o meşhur soruyla karşı karşıya kaldım: **Kemikli gözlük mü, metal gözlük mü?**
O an bunun sadece bir gözlük seçimi olmadığını fark etmem biraz zaman aldı.
İki Karakter, İki Bakış Açısı
Bu hikâyede iki kişi var: Ben ve yanımda her zamanki gibi “mantık timsali” olan arkadaşım Murat. Murat, erkeklerin o meşhur çözüm odaklı, stratejik yaklaşımını temsil eden bir karakter. Gözlüğe baktığı an ilk sorduğu şey şuydu:
“Dayanıklı mı? Hafif mi? Uzun vadede masraf çıkarır mı?”
Ben ise vitrindeki kemikli gözlüğü elime almış, içimden garip bir sıcaklık hissediyordum. Kadınların empatik ve ilişkisel yaklaşımı tam olarak burada devreye giriyor sanırım. O gözlük bana bir şey anlatıyordu. Sanki “ben senin hikâyenin bir parçasıyım” diyordu.
Murat metal gözlüğü gösterdi:
“Bak bu daha profesyonel. Toplantıda daha ciddi durur.”
Ben kemikli olanı taktım, aynaya baktım ve içimden şu geçti:
“Bu ben miyim?”
Kemikli Gözlüğün Hikâyesi
Kemikli gözlük bana her zaman biraz daha cesur gelmiştir. Net çizgileri vardır, saklanmaz. “Buradayım” der. Büyük çerçeveleriyle yüzü sarar, insanın ifadesini ortaya çıkarır. Kemikli gözlük takan biri sanki şunu söylüyordur:
“Ben buyum, gizlemiyorum.”
Hikâyede kemikli gözlük, daha duygusal bir karakter gibi. Anılara değer veren, tarzı bir kimlik meselesi olarak gören biri. Kadın bakış açısına daha yakın duruyor. Çünkü burada mesele sadece “iyi görmek” değil; **nasıl göründüğünü hissettiğin**.
Kemikli gözlüğü taktığımda kendimi daha güçlü hissettim. Daha sıcak. Daha “ben”. Ama Murat’ın yüz ifadesi netti:
“Şık ama biraz riskli. Her ortama uymaz.”
Metal Gözlüğün Sessiz Gücü
Metal gözlük ise tam tersine daha sessiz, daha mesafeli bir karakter. Hafif, sade, neredeyse görünmez. Erkeklerin stratejik yaklaşımı burada kendini belli ediyor. Metal gözlük takıldığında yüz geri planda kalıyor, gözler öne çıkıyor.
Murat için metal gözlük şuydu:
“Fonksiyon, sadelik, uyum.”
Metal gözlük, duygudan çok mantıkla seçiliyor. Her kıyafete uyar, her ortamda sorun çıkarmaz. Fazla iddiası yoktur ama görevini kusursuz yapar. Tıpkı planlı hareket eden, riski minimize eden bir zihin gibi.
Ama işte tam da bu noktada bir soru belirdi içimde:
**Her şey bu kadar sorunsuz olmak zorunda mı?**
Gözlük Seçimi Aslında Ne Anlatıyor?
Hikâye ilerledikçe şunu fark ettim: Kemikli mi metal mi sorusu, aslında hayata nasıl baktığımızla ilgili.
Kemikli gözlük:
* Kimliğini öne çıkarır
* Duygusal bağ kurdurur
* “Ben buradayım” der
Metal gözlük:
* Uyum sağlar
* Fonksiyoneldir
* Sessiz ama etkilidir
Kadınlar genelde gözlüğü bir **ilişki nesnesi** gibi görür. Yüzle uyumu, verdiği his, geçmişle kurduğu bağ önemlidir. “Beni yansıtıyor mu?” sorusu öne çıkar.
Erkekler ise daha çok **sonuç** ile ilgilenir. “Uzun süre gider mi?”, “Her yerde takılır mı?”, “Sorun çıkarır mı?”
İkisi de yanlış değil. Sadece farklı.
Bir An, Bir Karar
Mağazada uzun süre kaldım. Kemikli gözlüğü bıraktım, metal olanı taktım. Sonra tekrar kemikli… Aynaya her baktığımda farklı bir “ben” gördüm.
Metal gözlükle daha kontrollü, daha mesafeli biriydim.
Kemikli gözlükle daha açık, daha samimi, daha cesur.
Murat son hamleyi yaptı:
“Hangisiyle kendini daha rahat hissediyorsun?”
İşte o soru her şeyi çözdü.
Sonuç Değil, Yolculuk
Bu hikâyenin sonunda bir “doğru cevap” yok forumdaşlar. Çünkü bu bir teknik karşılaştırma değil, bir **kendini tanıma yolculuğu**.
Bazı günler metal gözlük ister insan. Daha az dikkat çeken, daha güvenli.
Bazı günler ise kemikli gözlük… Daha görünür, daha iddialı, daha “ben”.
Belki de mesele şudur:
**Hangi ruh hâlindesin?**
Forumdaşlara Soru
Peki siz hangisisiniz?
Kemikli gözlükle dünyaya meydan okuyanlardan mı,
yoksa metal gözlükle sakin sakin yol alanlardan mı?
Gözlük seçiminiz sizi mi anlatıyor, yoksa olmak istediğiniz kişiyi mi?
Hikâyenizi, yaşadığınız bir anınızı, tercihinizin nedenini paylaşır mısiniz?
Bu vitrinin önünde yalnız değiliz.
Forumdaşlar selam,
Bugün sizlerle küçük gibi görünen ama aslında insanın kendisiyle yüzleşmesine kadar giden bir hikâye paylaşmak istiyorum. Hani bazen bir vitrin önünde durup camdaki yansımanıza bakarsınız ya… İşte o anlardan birinde başladı her şey. Eski gözlüğüm burnumdan kaymış, camları çizilmiş, beni artık taşımıyordu. Ben de onu. İçeri girdim, raflara baktım ve o meşhur soruyla karşı karşıya kaldım: **Kemikli gözlük mü, metal gözlük mü?**
O an bunun sadece bir gözlük seçimi olmadığını fark etmem biraz zaman aldı.
İki Karakter, İki Bakış Açısı
Bu hikâyede iki kişi var: Ben ve yanımda her zamanki gibi “mantık timsali” olan arkadaşım Murat. Murat, erkeklerin o meşhur çözüm odaklı, stratejik yaklaşımını temsil eden bir karakter. Gözlüğe baktığı an ilk sorduğu şey şuydu:
“Dayanıklı mı? Hafif mi? Uzun vadede masraf çıkarır mı?”
Ben ise vitrindeki kemikli gözlüğü elime almış, içimden garip bir sıcaklık hissediyordum. Kadınların empatik ve ilişkisel yaklaşımı tam olarak burada devreye giriyor sanırım. O gözlük bana bir şey anlatıyordu. Sanki “ben senin hikâyenin bir parçasıyım” diyordu.
Murat metal gözlüğü gösterdi:
“Bak bu daha profesyonel. Toplantıda daha ciddi durur.”
Ben kemikli olanı taktım, aynaya baktım ve içimden şu geçti:
“Bu ben miyim?”
Kemikli Gözlüğün Hikâyesi
Kemikli gözlük bana her zaman biraz daha cesur gelmiştir. Net çizgileri vardır, saklanmaz. “Buradayım” der. Büyük çerçeveleriyle yüzü sarar, insanın ifadesini ortaya çıkarır. Kemikli gözlük takan biri sanki şunu söylüyordur:
“Ben buyum, gizlemiyorum.”
Hikâyede kemikli gözlük, daha duygusal bir karakter gibi. Anılara değer veren, tarzı bir kimlik meselesi olarak gören biri. Kadın bakış açısına daha yakın duruyor. Çünkü burada mesele sadece “iyi görmek” değil; **nasıl göründüğünü hissettiğin**.
Kemikli gözlüğü taktığımda kendimi daha güçlü hissettim. Daha sıcak. Daha “ben”. Ama Murat’ın yüz ifadesi netti:
“Şık ama biraz riskli. Her ortama uymaz.”
Metal Gözlüğün Sessiz Gücü
Metal gözlük ise tam tersine daha sessiz, daha mesafeli bir karakter. Hafif, sade, neredeyse görünmez. Erkeklerin stratejik yaklaşımı burada kendini belli ediyor. Metal gözlük takıldığında yüz geri planda kalıyor, gözler öne çıkıyor.
Murat için metal gözlük şuydu:
“Fonksiyon, sadelik, uyum.”
Metal gözlük, duygudan çok mantıkla seçiliyor. Her kıyafete uyar, her ortamda sorun çıkarmaz. Fazla iddiası yoktur ama görevini kusursuz yapar. Tıpkı planlı hareket eden, riski minimize eden bir zihin gibi.
Ama işte tam da bu noktada bir soru belirdi içimde:
**Her şey bu kadar sorunsuz olmak zorunda mı?**
Gözlük Seçimi Aslında Ne Anlatıyor?
Hikâye ilerledikçe şunu fark ettim: Kemikli mi metal mi sorusu, aslında hayata nasıl baktığımızla ilgili.
Kemikli gözlük:
* Kimliğini öne çıkarır
* Duygusal bağ kurdurur
* “Ben buradayım” der
Metal gözlük:
* Uyum sağlar
* Fonksiyoneldir
* Sessiz ama etkilidir
Kadınlar genelde gözlüğü bir **ilişki nesnesi** gibi görür. Yüzle uyumu, verdiği his, geçmişle kurduğu bağ önemlidir. “Beni yansıtıyor mu?” sorusu öne çıkar.
Erkekler ise daha çok **sonuç** ile ilgilenir. “Uzun süre gider mi?”, “Her yerde takılır mı?”, “Sorun çıkarır mı?”
İkisi de yanlış değil. Sadece farklı.
Bir An, Bir Karar
Mağazada uzun süre kaldım. Kemikli gözlüğü bıraktım, metal olanı taktım. Sonra tekrar kemikli… Aynaya her baktığımda farklı bir “ben” gördüm.
Metal gözlükle daha kontrollü, daha mesafeli biriydim.
Kemikli gözlükle daha açık, daha samimi, daha cesur.
Murat son hamleyi yaptı:
“Hangisiyle kendini daha rahat hissediyorsun?”
İşte o soru her şeyi çözdü.
Sonuç Değil, Yolculuk
Bu hikâyenin sonunda bir “doğru cevap” yok forumdaşlar. Çünkü bu bir teknik karşılaştırma değil, bir **kendini tanıma yolculuğu**.
Bazı günler metal gözlük ister insan. Daha az dikkat çeken, daha güvenli.
Bazı günler ise kemikli gözlük… Daha görünür, daha iddialı, daha “ben”.
Belki de mesele şudur:
**Hangi ruh hâlindesin?**
Forumdaşlara Soru
Peki siz hangisisiniz?
Kemikli gözlükle dünyaya meydan okuyanlardan mı,
yoksa metal gözlükle sakin sakin yol alanlardan mı?
Gözlük seçiminiz sizi mi anlatıyor, yoksa olmak istediğiniz kişiyi mi?
Hikâyenizi, yaşadığınız bir anınızı, tercihinizin nedenini paylaşır mısiniz?
Bu vitrinin önünde yalnız değiliz.