Eski Türkçede kıyafet ne demek ?

Mutlu

New member
Eski Türkçede “Kıyafet” Ne Demek? Ton, Kedgü ve Kedim Üzerinden Bir Değerlendirme

Eski Türkçede “kıyafet” kelimesi var mıydı?

Eski Türkçe üzerine okuma yaparken beni en çok şaşırtan şeylerden biri, bugün çok sıradan kabul ettiğimiz bazı kelimelerin geçmişte aynı biçimde kullanılmıyor olması. “Kıyafet” de bunlardan biri. Günümüzde “kıyafet” dediğimizde gömlekten pantolona, elbiseden mont ve başlığa kadar oldukça geniş bir alanı düşünüyoruz. Fakat eski metinlere bakınca doğrudan bugünkü anlamıyla “kıyafet” kelimesini aramak bizi yanlış sonuca götürebiliyor.

Benim açımdan burada asıl ilginç nokta, “Eski Türkçede kıyafet ne demek?” sorusunun aslında tek kelimelik bir karşılığının bulunmaması. Eski Türkçede giyim ve giysi kavramını karşılamak için ton, kedgü ve kedim gibi Türkçe kelimeler kullanılmış. Üstelik bunların her biri aynı alanı tamamen aynı biçimde karşılamıyor. Eski Uygurca üzerine yapılan akademik çalışmalarda da bu kelimelerin “giyim, giyecek, elbise” gibi anlamlarla kaydedildiğini görüyoruz.

Bu nedenle “Eski Türkçede kıyafetin karşılığı nedir?” diye sorulduğunda benim ilk vereceğim cevap ton ve kedgü/kedim olur. Ancak burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: Bunları modern Türkçedeki “kıyafet” kelimesinin birebir sözlük karşılığıymış gibi düşünmemek gerekiyor.

“Kıyafet” kelimesinin kendisi Eski Türkçe mi?

Burada önce “kıyafet” kelimesinin kendisini ayırmak gerekiyor. Bugünkü Türkçedeki kıyafet, Eski Türkçenin temel giyim terminolojisinden biri değildir. Kelimenin tarihî kökeni ve Türkçedeki kullanımı, Eski Türkçedeki ton, kedgü, kedim gibi Türkçe kökenli kelimelerden farklı bir gelişim gösterir.

TDV İslâm Ansiklopedisi'nin “Kıyafet” maddesi, kelimenin tarih boyunca özellikle sosyal statü, dinî değerler ve resmî düzenlemelerle bağlantılı bir kavram hâline geldiğini gösteriyor. Osmanlı döneminde kıyafet yalnızca “giyilen elbise” anlamında kalmamış; askerî, idarî, dinî ve toplumsal kimliğin göstergelerinden biri olmuştur.

Dolayısıyla bugünkü “kıyafet” kelimesini doğrudan Göktürkler veya Eski Uygurların günlük konuşma diline taşımak tarihî açıdan sorunlu olur.

Bence burada dikkat edilmesi gereken temel mesele şu: Bir kavramın bugün kullandığımız adını geçmişte aramak yerine, geçmiş toplumun aynı kavramı hangi kelimelerle ifade ettiğini araştırmak daha doğru.

Eski Türkçede “ton” ne anlama geliyordu?

En önemli kelimelerden biri tondur. Eski Türkçe metinlerde ton “giysi, elbise, giyecek” anlamlarında karşımıza çıkar. Kelimenin tarihî Türkçede oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olduğu görülüyor. Eski Türkçenin dokumacılık ve giyim söz varlığını inceleyen araştırmalarda ton doğrudan giyim alanındaki temel kelimeler arasında gösteriliyor.

Daha da önemlisi, ton yalnızca soyut anlamda “giyim” kavramını ifade etmekle kalmıyor. Eski Uygurca belgelerde iç ton gibi kullanımlara rastlanıyor. Akademik bir çalışmada “iç ton” ifadesinin “iç çamaşırı, iç giysi” anlamında kullanıldığı belirtiliyor.

Bu durum bize eski Türklerin giyim konusunda düşündüğümüzden daha ayrıntılı bir terminolojiye sahip olduğunu gösteriyor.

Burada “don” kelimesinin günümüzdeki anlamıyla karıştırılmaması da önemli. Tarihî Türkçede ton/don “giysi, elbise” anlamında kullanılan eski bir kelime ailesidir. Bugünkü Türkiye Türkçesinde ise “don” daha dar ve farklı bir anlam kazanmıştır.

Yani eski bir metinde ton gördüğümüzde bunu otomatik olarak “pantolon” şeklinde çevirmek doğru değildir. Bağlama göre “giysi”, “elbise” veya belirli bir giysi türünü ifade edebilir.

“Kedgü” neden önemli?

İkinci önemli kelime kedgüdür. Bu kelimenin kökü ked-, yani “giymek” fiiliyle ilişkilidir. Eski Uygurca ve Karahanlı dönemi metinlerinde kedgü “giysi, giyim, giyecek, elbise” anlamlarında belgelenmiştir.

Burada dil açısından oldukça güzel bir yapı görüyoruz. Ked- “giymek” anlamındaki fiil köküyken, kedgü “giyilecek/giyilen nesne” anlam alanına ulaşmıştır.

Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk'ünde de kedgü “giyilen şey, elbise” anlamıyla kayıtlıdır. Aynı sözlük geleneğinde kedük ve kedhük gibi giyimle bağlantılı başka kelimeler de bulunmaktadır.

Bu ayrıntı bana göre önemli, çünkü bazen internette “Eski Türkçede kıyafet = şu tek kelimedir” biçiminde fazlasıyla kesin açıklamalar görüyoruz. Oysa tarihî söz varlığına bakıldığında çok daha zengin ve hareketli bir tablo ortaya çıkıyor.

“Kedim” de kıyafet anlamına mı geliyor?

Evet. Kedim de Eski Türkçede giyim ve giysi alanının önemli kelimelerinden biridir.

Eski Türkçe söz varlığı üzerine yapılan akademik çalışmalarda kedim “giyim, giysi, elbise” anlamlarıyla gösteriliyor. Hatta bazı metinlerde kedim ton, ton kedim gibi ifadelerle giyim-kuşam anlam alanının genişlediği görülüyor.

Daha ilginç olan ise kedim kelimesinin yalnızca sıradan giysiyi değil, bazı bağlamlarda zırh ve donanımla da ilişkili olabilmesidir. Eski Türkçe söz varlığı üzerine hazırlanan çalışmalarda kedim için “giyim, zırh, giysi, elbise” gibi anlamların kaydedildiği görülmektedir.

Bu da bize “kıyafet” kavramının geçmişte yalnızca estetik bir mesele olmadığını hatırlatıyor. Giysi; korunma, toplumsal konum, savaş, çalışma ve günlük yaşam gibi farklı işlevlerle birlikte düşünülüyordu.

Peki “giymek” kelimesi de eski mi?

Burada dil tarihinin sürekliliğini görmek mümkün. Bugünkü giymek kelimesinin tarihî kökleri Eski Türkçedeki ked- fiiline kadar götürülebiliyor. Eski Uygurca metinlerde bu fiilin kullanımları ve ondan türeyen kedgü, kedim gibi kelimeler belgelenmiş durumda.

Bu nedenle modern Türkçedeki “giymek”, “giyim” ve “giysi” kelimeleriyle Eski Türkçedeki ked-, kedim ve kedgü arasında tarihî bir bağlantı görmek mümkün.

Bence konunun en güzel taraflarından biri de bu. “Kıyafet” kelimesi değişmiş olsa bile giy- çevresindeki Türkçe söz varlığının çok eski bir geçmişe sahip olduğunu görebiliyoruz.

Eski Türkler bütün giysilere tek bir ad mı veriyordu?

Hayır. Bu konuda da fazla basitleştirmeye gitmemek gerekiyor.

Eski Uygurca giyim söz varlığı üzerine araştırmalar; giysi, kumaş, deri, kürk ve çeşitli giyim parçaları için çok sayıda kelimenin kullanıldığını gösteriyor. Örneğin kedgü tonangü “giysi” anlamında belgelenirken, iç ton gibi ifadeler belirli kullanım alanlarını ayırabiliyor.
 
Üst